Hakkımda

Fotoğrafım
UFUK ÇİZGİSİ
*****MAVİ***** insan olabilmenin, insani değerlere sahip olabilmenin artık çok daha önemli olduğunu düşünüyorum. Zaafların, yanlışların esiri olmadan...*** Hafızası olmalı insanın; hiç değilse, aynı hataları, aynı bahanelerle tekrarlamaması için!
Profilimin tamamını görüntüle

29 Eylül 2009 Salı

Ali İkizkaya beyin abime şiiri.....

http://www.divshare.com/download/8625596-e8a

23 Eylül 2009 Çarşamba

BAŞIMIZ SAĞOLSUN..:(((>

Blogun sahibi Ufuk Çizgisi abimi kaybettik.:(((
Abim arife günü rahatsızlanmış hastaneye kaldırılmış gecesi
haberim oldu gittim. ama kurtaramadılar vefat etti.:(((
ertesi gün bayramın birinci günü oğluyla aşağıda resimlerini
koyduğu sulukları doldurduğu yere defnedildi çok üzgünüm şu anda.
On yıldır tanırdım çok dürüst çok güçlü biriydi bir çok insan onun
dayandıklarına katlanamazdı. Hayalleri vardı ama yaşayamadı.:(((
Herşey üst üste ters gitti bu on yıl içinde fakat hayallerinden
vazgeçmemişti ama son 3-4 yıl herşey çok daha kötüydü çok
taktir ediyordum şaşıyordum bu sabrına. Büyük bir aşk yaşamıştı
ancak çok acılı zor bir aşktı, abi bir aşk bu kadar acı verirmi
bir insana bırak derdim, sevgi emek demektir sonunda ödülüm
büyük olacak derdi hep herşeye sabır ediyordu.
Olmadı abi olmadı ortak hayallerimizde vardı..çok fazla şey
üstüne geldi son bir aydır yüzü gülmüyor ağzını bıçak açmıyordu
takma herşey düzelir diyordum ama teselli olmuyordu abime, çok
iyi dürüst, çok insan biriydi ya, çok üzgünüm, burda eminim
seveni dostu vardır, bilmenizi istedim.
Başımız sağolsun.:((((

16 Eylül 2009 Çarşamba

...........

YORUMSUZ






























15 Eylül 2009 Salı

KADİR GECEMİZ MÜBAREK OLSUN

İnsan suretiyle geldiğimiz şu hayatı "insan" olarak yaşayıp tamamlamayı
nasip et yarabbi. Zaaflardan ve herşeyin esirliğinden uzak eyle, ruhumuzu
kirletmeden temiz bir benlik ve kişilikle yaşamayı ve sana ulaşmayı nasip
eyle. Ey merhametin en büyüğüne sahip Allahım, dünyada ve ahirette
merhametini günahkarda olsak bizlerden esirgeme. Bizleri dünyada iyi
kullarınla karşılaştır yanlışlara hidayet nasip et. Bana ve kullarına yolunda
olmayı ve şu geçici hayatta sağlıklı, mutlu, huzurlu bir hayat yaşamayı
nasip eyle.
İşin, eşin, evladın, ömrün, ölümün hayırlısını ver Allahım.
AMİN..

12 Eylül 2009 Cumartesi

Maviden siyaha büründüm..

(Ruhum, beynim benliğim allak bullak, bu karışıklıktan sözler
çıkmıyor sadece beynimden geçiyor, ağzımı açtığımda herşey
karışıyor hayatım gibi, acaip bir yaşanmışlık gibi her sözdeki
anlam yerli yerine gelmiyor, bende bir alıntıyla paylaşıyorum
dile dökemediklerimi.. Noktaların olduğu yerde aslında başka
bir isim var karışıklığımı herşeyimi aynı yaşamış insanın..ben
boşluk bırakıyorum, hayatımdaki gibi...ufak eklemeler yaparak)
****
Susmaktan da, konuşmaktan da çok yoruldum.
Hayal edip sabretmekten de öyle.. Hele hak etmediğim acılardann
ölesiye yorgunumm.. Artık bildiğin sesler hatırına konuş dilim…
Vakit gecenin yarası… Gözümü açtım aydınlık niyetinde. Gündüzlere
sığmayınca, geceyi kabullenir oldum. Gecenin en karanlık yerinden
yarınlara aydınlıklar biriktirmekti amacım. Aydınlığı gecenin zifiri
karanlığından biriktirmek, yarınlarıma aydınlık ekmekti.

Ve geleceğimin portresine kara bir çerçeve biçtim. Sen biçtin aslında.
Bir ölümün ardından tutulan yaslara hep siyah eklenirdi. Ölü siyahla
uğurlanırdı. Ben hangi yanımı öldürmüştüm, hangi yanımı her gün
öldürdüm de bu denli siyaha büründüm? Oysa tüm bildiğim siyahlar
aynı beyazla kurşunlanıyor. Ve cesedi hep beyazı gölgelenmiş bir
kefenle son buluyor.

Bir bir yok oluyorum. Yokluğum giderek “faili meçhul”lere sığınıyor.
Kalabalık bir sokak ortasından, günün en aydınlık anında vuruluyorum;
ama nedense tutanaklarda sadece “faili meçhul” kalıyorum.
Pılımı pırtımı toplayıp saniyelerin gözüne çarpıyorum hece hece yalnızlığı.
Zamanı öldürmeye yelteniyordu içimdeki akrep.
Oysa yirmi dört saatten yirmi dört yaraya ulamıştım dünyamı.
Yirmi dördü de içimi yaktı…

Bir bedende bir düzineyim H.............. Bir ruhta bin… Oyuncaklarla
yaşama gülümsemek için geç bir zaman artık. Şimdi cümlelerle oynuyor
beynim. Bu oyunda hep düşüp kalkıyorum. Her yanım yara bere…
Her yanım vurgun… Tehlikeli bir oyunda ölüm kalım savaşı vererek
mutsuzluk diziyorum. Dizgim hatalı, harflerim kırık…

Kelimelerimin kapısı aralı… Her an yazıya dönüşmeyi bekliyor içimdeki
ses. Ne konuşacak kadarım ne de susmaktan yanayım ................…
Kendime tek muhalifim ben. Tezatlardan tezat beğenmem kendime.
Kendim varken en karşımdaki bile yandaşım olur. Bana karşı ben
savaşından ölüm aklar beni. Ki hangi yanımı tutsam ölümün kucağıdır
zaten. Bir savaşsa yamaçlarımdaki, biri yok olmalı biri kalmalı…
İkisi de benim… Bana karşı ben… Ya ben ölücem ya da yine ben…
bir yanım sadece sağ çıkacak bu mübarezeden. Ölüm ardında, ölüm
tadından koşturup duruyorum ............... Yok, mu musalla suretindeki
kelimelerden tabut ören?

Anlamı uzun olan bir cümle bulanıklığıyım.
Hangi kelime beni özetleyebilir ki? Hangi dil lisanımı konuşur?
Ne demeliydi ki içim bunca yanmışlığı üzerine? Herkese ve her şeye
rağmen yalnız değilim yalanının ardına saklanıp koyu bir yalnızlığı
yudumladığında, ne söylemeliydi?

Onca acıyı dem tutturan hayatına mı kızmalıydı? Ya da bitmez
tükenmez ağıtları mı diline dolamalıydı? Kimden başlamalıydı ağıt
yakmaya? En suçlusu kimdi bozulan hayatımın?
En suçlusu gidenler miydi? Gitmeyip acı çektirenler mi? Yoksa gitmeyip
bir hayal bir düş uğruna acı çeken ben mi? Bir bilinmezlik üçgeni
arasından oradan oraya savruluyorum ................
Kendime sorduğum soruların bile cevaplarını bulamıyorum.

Aşikâr değilim. Hafi bir ömrün kalıntılarını taşıyorum. Yine ben mi
suçluyum ........... Yoksa tüm konuşmalarımı çalıp bana sadece susmayı
bırakanlar mı? Payıma bir son yazılmış. Ne kadar didinsem boş ............
Öyle geçti ki vakit. Sen bile kurtaramazsın artık beni. Sen bile yarama
merhem olmazsın H............ Sen bi-le…

Oysa hep sendendi acılar. Yokluğunla varlığın arasında sürüp giden
ömrüme. Bir yok olup bir de var olduğunu ispatlamak adına yollara
düşmüştüm...düşlerim için..

Yoruldum adına düşler biriktirmekten. Yorulmakmı..ben öldümm..
Harflerin kalemime dolanmasın artık… Ki adımı unuttum adını
yazmaktan… Yorgunum ..........… Sana susmayı kabullenecek kadar…
Geç bir zaman. Artık düşme satırlarıma. Ki sen satırlarıma düştükçe
ben acılara düşüyorum… Ki sen yazılınca ben siliniyorum…..

09 Eylül 2009 Çarşamba

SEL FELAKETİ!!!

(Yağmacılar iş başında!!!)

Allah bütün sel mağdurlarının yardımcısı olsun, hayatını kaybedenlere
allahtan rahmet yakınlarına sabır diliyorum.. 43 yaşındayım İstanbulda
doğdum büyüdüm hiç böyle bir felaket görmedim.
Bir ayda m2ye 44lt. yağan yağmur bir saatte 96lt. yağıyor, denge,
mevsimler herşey bu kadar bozulmuş meğer.

Çatalca da bir aile çocuklarıyla birlikte sele kapılıp yok oluyor.:(
Yaşadıkları yerde tuğla üstünde tuğla kalmamış, yani sığınacakları
hiç bir yer yokmuş sel vurduğunda, sığındıkları ev de yıkılmış..ne kadar
çaresiz kalmışlardır kimbilir, anne ve baba çocuklarını bir arada tutmak
için ne kadar uğraşmıştır kimbilir.:((
Şu anda halen sele kapılan araçlardan ölüler çıkarılıyor, dün
Çatalca Selimpaşa örneği varken nasıl düşüyoruz bu hatalara, yetkililer
neden hep herşey olup bitince birşeyler yapmaya çalışıyorlar. Şu an'a
kadar Trakyada 7ölü, İstanbulda 23 ölü olduğu söyleniyor....

En iğrenci de ne biliyormusunuz, insanlar can derdindeyken yağmacılar
çıktı ortaya..bu nasıl bir insanlık ya, bunlar nasıl varlıklar, nasıl yürekleri
var bunların. İnsan yanına birşeyler alır, ilkyardım malzemesi olabilir,
halat olabilir, ne bileyim işte buna benzer şeyler, ve ordaki insanlara
yardım etmeye gider, peki şu olana bakın tam tersi, mağdur olanların,
ölenlerin mallarını kapışmaya, yağmalamaya gidiyor insanlar!
İnsan denmez bunlara ya!..

Allahım nasıl insanlarla yaşıyoruz böyle, insalık ne hale geliyor. Bunların
sayısı küçümsenmeyecek kadar da çok fazla. İstanbulda ve diğer yıkım
olan her yerde yağmacılar çıkmış ortaya. Bazıları araçlarıyla gitmiş
yağmaya..pislikler, allah aşkına bu varlıklardan kime ne hayır gelir,
dünyaya, insana ne fayda gelir bunlardan, nasıl temizlenir böyle aşağılık
varlıklar.

Vicdanları durdurmuyor, allah korkusu olmasa gerek, yoksa zaten
yapmazlar, ne durdurur bu varlıkları ya neee...
Hem çok üzgünüm, hem çok kızgınım....